Kardeş kıskançlığı, yalnızca çocuklar arasında yaşanan bir rekabet durumu değildir. Aynı zamanda aile içindeki dengelerin yeniden şekillendiği bir geçiş sürecidir. Yeni bir kardeşle birlikte ebeveynlerin ilgisi, zamanı ve enerjisi bölünür. Çocuk ise bu değişimi çoğu zaman kontrol edemediği bir kayıp gibi algılar.
Bu süreçte bazı çocuklar sessizleşirken, bazıları daha talepkâr ve öfkeli hale gelebilir. Özellikle “beni eskisi kadar sevmiyorlar” düşüncesi, çocuğun iç dünyasında yoğun bir güvensizlik yaratabilir. Bu güvensizlik davranışlara yansıdığında aileler ne yapacağını bilemez hale gelebilir.
Kardeş kıskançlığı yaşayan çocuklar bazen kardeşe zarar verme niyeti olmaksızın sert davranışlar sergileyebilir. Bu davranışlar çoğu zaman sınır bilmemekten değil, duyguyu düzenleyememekten kaynaklanır. Bu nedenle cezalandırıcı yaklaşımlar yerine, sınır koyarken duyguyu kabul eden bir tutum daha işlevseldir.
Ailelerin sık yaptığı hatalardan biri, çocukları kıyaslamaktır. “Bak kardeşin ne kadar uslu” ya da “sen ablasın/abisin” gibi ifadeler, çocuğun yükünü artırır. Çocuk, taşıyamadığı bir sorumlulukla baş başa kalır ve bu durum kıskançlık duygusunu daha da derinleştirir.
Kayseri şubemizde kardeş kıskançlığına yönelik yürütülen çalışmalarda, çocukların duygusal farkındalık kazanmaları, aile içindeki rollerini yeniden anlamlandırmaları ve kendilerini ifade edebilecekleri güvenli alanlar oluşturulması hedeflenmektedir. Ebeveynlere yönelik rehberlik çalışmalarıyla da sürecin ev ortamında daha sağlıklı ilerlemesi desteklenmektedir.